Gürani Doğan Web Sitesi


 Ana Sayfa

 Biyografi

 Kitaplar

 Zakirlik

 Söylenceler

 Linkler

 İletişim
 

 Kamışlı Köyü
 

 Tarih

 Kültür

 Şairler

 Ziyaretler

 Söyleşiler

 Soy Ağacı

 
Fotoğraflar
 
 

 

Röportajlar

Keşke herkesle kısa da olsa konuşma fırsatı bulabilseydim ya da her evden bir kişiyle röportaj yapbilseydim. Ama ancak olanağım ölçüsünde bazı kişilerle röportaj yapma fırsatı buldum. Dedesinin, babasının, amcasının, dayısının, eşinin kimler olduğu hakkında bilgi için iyi olacağını, onlar hakkında kısa bilgi veririm diye düşündüm.

Gazinin Kara Hüseyin İle Sohbet

Ben böyle bir başlık attım. Çünkü yetişkinlerimizin aklına Kara Hüseyin denilince, Safilinin kocası Kara Hüseyin geliyor.

- 1980 öncesi Kamışlı’ da belli olan devrimciler kimlerdi, neler yapıldı, 21 yıl sonra neler dersin?

- Ben sana 1980 öncesi devrimci hareketlerde Kamışlı Köyünden kimlerin olduğunu anlatamam. Bizler o zaman, bence çok şeyler yaptık. İt için çocuk için aşağı mahalle, yukarı mahalle kavgası yapan köyde, bir Aslan Kamışlı ile Kara Hüseyin’in bir araya gelmesi önemli bir şeydir.

- Nasıl başardınız? Köyden insanlarla diyalogunuz nasıldı?

- Köy Menderesçi idi yani, Demokrat Partili idi. Biz gidip konuştuk anlattık. Ecevit’i filan köye biz yansıttık.

- Bana bostan tarlalarına slogan yazma olayını anlattılar. Bu bana pek mantıklı gelmedi, doğrumu?

- Doğru değil. Ben bunu yapmam. Bu emeğe saygısızlıktır. Bizi çekemeyenlerin yaptıkları şeyler.

- Kendi köyümüz zaten 50 haneydi. Sizi çekemeyenler de mi vardı?

- Elbette. O zaman biz Kamışlı’dan 2 tane A. Şahindokuyucu adında Ülkü Ocaklarına kayıtlı kişi tespit ettik. Ama kim olduğunu net öğrenemedik. Biz gidip köyde kendimizi temizledik. Köyün ileri gelenleriyle konuştuk. »Bostan tarlalarına biz yazmadık« dedik. Yemin ettik, inandılar. Yani kendimizi akladık. Bostanlara yazmak, bostanları tepelemek telef etmek, bizim savunduğumuz davaya ters gelir. Biz Güneyin başına ve Şahna çıkmaza yazdık.

- Kimlerle, ne yazdınız?

- Aslan Kamışlı, Ali Rıza Bolatbaş ve ben. Ecevit’in Karaoğlan zamanında onu destekleyen yazılardı. Taşlar ile yazdık.

- Mamak’ta muhtar adayı oldunuz?

- Evet ama olmadı. Ben her sokakta bir muhtar temsilcisi olacak demiştim.

- Köyümüzden sizden başka parti politikasıyla uğraşan var mı?

- Yok. Ufak tefek ilgilenenler var ama önemli yerlerde yoğuz.

- Lakaplar konusunda bana ne önerirsiniz? Yazsam mı? Yazmasam mı bazıları kızıyorlar.

- Lakap halkın yakıştırdığı isimdir. Dedemin adı İsmail, ama halk Gamid der.

- Nedir Gamid’in anlamı?

- Sanırım zurna filan çalan kişi. Ama dedeme neden bu lakap verilmiş bilmiyorum.

- Çok teşekkür ederim, verdiğin bu bilgiler için.


Yağmurun Alinin İsmail

- İsmail Ağa, bazı sorularla seni tanıtmak istiyorum. Dedenin adı?

- Hüseyin

- Dedene yetiştin mi? Ne işle bilinir ne iş yapardı?

- Yetişemedim, bilmiyorum.

- Babanın adı?

- Ali.

- Babanı kim olarak bilirler ne iş yapardı?

- Yağmurun Ali olarak bilinir.

- Babanın birden fazla eşi var mı?

- Hayır tek eşi vardı Annem.

- Babanla olan bir hatıranı anlatır mısın küçükten beri?

- Yok öyle bir şey şu anda hatırlamıyorum.

- Babanın doğum tarihi ve ölüm tarihi?

- 1328 doğumluydu. Ölümü 1978 sanırım.

- Annen kim, nereli, kimin kızı?

- Yağmurun Satı derler. Kamışlı’dan Hamza Kahyanın bacısıydı.

- Annenin doğum ölüm tarihi?

- Doğum yılı 1326 - ölüm yılı 1 Şubat 1974

- Şimdi kaç yaşındasın?

- 2001 yılı Ağustos itibariyle 74 yaşındayım.

- Hiç eşin öldü mü?

- Hayır tek bir eşim oldu, yaşıyor.

- Size kimler derler?

- Yağmurunevleri derler.

- Hangi şehirleri gördün?

- Van - Erciş, Çorum, Eskişehir, İstanbul, Ankara.

- Hangi işlerde uğraştın?

- Ankara’da Amerikalarla NATO’da 31 yıl çalışıp emekli oldum.

- Şimdi neyle uğraşıyorsun neyle geçiniyorsun?

- Emekli aylığımla.

- Kardeşlerinin adlarını sayar mısın?

- Hüseyin, Melek, Garip, Zeynep, Aslan ve ben.

- Çocuklarının adı?

- Şahin, Kaplan ve bir kızım var Sultan.

- Amcalarıyın adı?

- Musa, Haydar, Nesimi.

- Dayılarıyın adı?

- Bir tane, Kamışlı’da Hamza Kahya.

- Köyde muhtarlık, azalık, bekçilik, sığır ya da davar çobanlığı yaptın mı?

- Sadece askere gidinceye kadar çobanlık yaptım.

Askerliğini nerede yaptın?

- 1948 yılında, Ankara Polatlı, oradan Diyarbakır’a gittim. 29 ay yaptım.

- Hanımının adı nedir, nereli ve kimin kızı?

- Sungurlu’dan Yanık Garip’in kızı, adı Miyase.

- Şehirde ya da başka yerde evin var mı?

- Ankara’da ve köyde var.

- Oğulların hangi şehirde?

- Oğullarım Ankara’da, kızım ise Almanya’da.

- Deyiş, düvaz bilir misin? Kaç tane?

- Epey bilirim yatınca hep okurum.

- Musahibin var mı? Nereli ve kim?

- Şekerhacılı Köyünden Kara Bekonun Ali.

- Çok teşekkür ederim İsmail Ağa.


Fettah Bektaş

- Bektaş Ağa, köyümüzle ilgili yazacağım kitaba almak için bazı sorularım olacak. Dedenin adı?

- Yusuf.

- Dedene yetiştin mi?

- Hayır, yetişmedim.

- Babanın adı?

- Ali, Çil Ali derlermiş, köyde.

- Babanın birden fazla eşi var mı?

- 2 eşi var ama biri sele giden Büyük Yeter, benim annem. Öteki de Yeter analığım.

- Babanla olan bir hatıranı anlatır mısın?

- Yok bir şey ki.

- Babanın doğum ve ölüm tarihi söyler misin?

- Bilmiyorum.

- Annen nereli, kimin kızı?

- Kalınbük Köyünden, adı Yeter.

- Annenin doğum ve ölüm tarihi?

- Sele gitti, öldü. Sene 1950.

- Sen şimdi kaç yaşındasın?

- 73 yaşındayım.

- Hiç eşin öldü mü?

- Hayır tek eşim, beraber yaşıyoruz.

- Size kimler derler?

- Çil Aliler derler.

- Hanımının adı nedir, nereli ve kimin kızı?

- Kendi köyümüzden. Yani Kamışlılı Mısto’nun kızı. Adı Meryem.

- Kardeşlerinin adı?

- İsmail, Haydar, Satılmış, Hürdes, Uzun Bektaş’ın annesi Hürdes.

- Çocuklarının adı?

- Hasan (Rıza derler), Hamza, Celal, Serdal, Gülizar, Yeter.

- Amcalarının adı?

- Şerifin İsmail.

- Muhtarlık, azalık falan yaptın mı?

- Bekçilik, sığır çobanlığı.

- Hangi şehirlere gittin?

- İzmir, İstanbul, Nazilli, Malatya.

- Hangi işlerde uğraştın?

- Amelelik yaptım.

- Şimdi neyle uğraşıyorsun neyle geçiniyorsun?

- Yaşlılık emekliliği ile geçiniyoruz.

- Askerliğini nerede yaptın?

- Erzurum’da.

- Şehirde ya da başka yerde evin var mi?

- Yok.

- Oğulların hangi şehirlerde?

- Ankara’dalar, sadece Celal Almanya’da.

- Deyiş filan bilir misin? Kaç tane?

- Bilirim kendime söylerim.

- Musahibin var mı, nereli kim?

- Yanıcak Köyünden Tantinin Alinin Yusuf.

- Teşekkür ederim, sağol.


Hocanın Veysal

- Veysel Ağa, seni ve ailenizi tanıtmak için sorularım var. Dedenin adı nedir ?

- Abbas

- Eben kim, adı ne?

- Meryem ama kimin kızı olduğunu bilmem.

- Babanın adi?

- Süleyman Hoca derler.

- Babanın birden fazla eşi var mı?

- Önce Hürü varmış ölmüş, hiç çocuğu olmadan.

- Babanla olan bir hatıranı anlatır mısın?

- Evet; Soku Deresi tarlasında ırgatlık ediyoruz. Babam tırpan biçiyor, annem yığın yığıyor, ben de dırmık çekiyorum. Annemle babam konuşmuşlar. Annem bana geldi. »Babanla güreşeceksin« dedi. Ama babam geldi bana daldı. Ben nasıl ettiysem babamı yıktım. Babam anneme »Karı, bunun gücü karıya yeter, biz bunu everelim,« dedi.

- Babanın doğum ve ölüm tarihi?

- 1313 – 30 Kasım 1953.

- Annen kim? Nereli? Kimin kızı?

- Esipkıranlı İbo’nun kızı.

- Annenin doğum ve ölüm tarihi?

- Doğum tarihini bilmem ama ölümü 1960.

- Sen kaç yaşındasın?

- 73 yaşındayım. 1928 doğumluyum.

- Hanımının adı nedir, nereli ve kimin kızı?

- Köyümüzden Solak Yusuf’un kızı Sultan.

- Hiç eşin öldü mü? Şimdi yalnızım eşim sizlere ömür.

- Size kimler derler?

- Hocanın Uşakları derler.

- Kardeşleriyin adı?

- Hürü, Hozna, Müslüm, Osman.

- Çocuklarının adı?

- Cemal Antalya’da, Bektaş Ankara’da, kızlar, Fatma, Eşe, Belgizar, Gülizar, Tevriz.

- Amcalarının adı?

- Mısto.

- Hangi işlerde uğraştın?

- Sadece Ankara’ya gittim, Danıştay’da 25,5 yıl çalıştım, emekli oldum.

- Köyde muhtarlık, azalık, bekçilik, sığır çobanlığı, davar çobanlığı yaptın mı?

- Azalık ve bekçilik yaptım. Ustalıktan anlarım, kapı pencere filan. Körkü’de Hallo 10 lira dermiş, »Ula gider Hocanın Veysal’ı getiririm 5 liraya yapıyor« derlermiş.

- Askerliğini nerede yaptın?

- Kırşehir’de.

- Deyiş, düvaz bilir misin?

- Bilirim yatınca okurum.

- Musahibin var mı? nereli kim?

- Mucuk Abidin’in oğlu Bektaş.

- Dillerine sağlık, çok teşekkür ederim.


Havutların Satılmış

- Satılmış Dayı, seni gelecekteki torunlarına tanıtmak için sorularım var. Dedenin adını söyler misin?

- Mustafa, Havut Mustafa derlerdi.

- Babanın adı?

- Hasan, Havudun Hasan derler.

- Babanla hatıran var mı?

- Yok hiçbir şey hatırlamıyorum.

- Babanın doğumu?

- Bilmiyorum. Ölümü 1950. 55 yaşlarında vardı.

- Annen?

- Körkülü Kel Ali’nin kızı Elif. 80 yaşında öldü.

Sen kaç yaşındasın?

- 67 yaşındayım.

- Hanımın kim? Kimin kızı?

- Köstür Musa’nın kızı, Güzede.

- Hiç hanımın öldü mü?

- Yok, bir hanımım, beraber yaşıyoruz.

- Kardeşlerin kimler?

- Müslüm, Hatın.

- Amcaların?

- Yusuf, Haydar, Duran ve babam.

- Dayın?

- Ali, Körkü Köyünde.

- Çocuklarının adı?

- Hasan rahmetli, Ali Rıza, Muharrem, Zöhre.

- Hangi şehirlere gittin?

- Ankara, Maraş, İzmir, Manisa.

- Köyde hangi görev aldın?

- Azalık yaptım, başka yok.

- Askerliğini nerede yaptın?

- Urfa ve Erzurum’da.

- Deyiş düvaz bilir misin?

- Bilirim, az da olsa bilirim.

- Musahibin kim?

- Körkülü Keskinoğlu Hasan’ın oğlu Hüseyin.

- Sağol Satılmış Ağa.


Alin İbon Oğlu Hasan

- Hasan Emmi, seni ve sizin aileyi tanıtmak için bazı sorularım var. Dedenin adı nedir?

- Alo imiş. Çavuş derlermiş.

- Biliyor musun, yetiştin mi?

- Hayır. Dedem, babam küçükken ölmüş.

- Babanın adı?

- İbrahim, İbo diye bilinir.

- Babana kim derler?

- İbo derler. Ustaymış saban, kapı gibi işleri, köyün ustalık işlerini yaparmış.

- Babanın doğum ve ölüm tarihi?

- Doğumu 1322 olması lazım. 67 yaşında öldü.

- Annen kim, nereli?

- Köyümüzden Temirin Ahmet’in kızı. Adı Mercen. Babamın tek eşi başka yok. Yetim Ahmet’in bacısı. Doğumunu, ölümünü bilmem de, öldüğünde 70 yaşında vardı.

- Hanımın kim, nereli?

- Esipkıran Köyünden Ebenin Ali’nin kızı Fatma. Faten derler. Kardeşim vardı Satılmış, 2 yıl evli kaldı. Ölünce hanımını bana verdiler. Evden çıkarmadılar, bir çocuk vardı ondan, o da öldü.

- Başka kardeşin yok mu?

- Yok.

- Senin çocukların?

- Satılmış vardı rahmetlik. Bektaş, Salman, İsmail, İbrahim.

- Amcaların kim?

- Mucur derler.

- Köyde görev yaptın mı?

- 1 yıl sığır güttüm, 2 yıl bekçilik yaptım.

- Askerliğini nerede yaptın?

- Sarıkamış’ta.

- Başka şehirlerde evin var mı?

- Sungurlu’da yaşıyorum Ankara’da evim var.

- Çocukların neredeler?

- Biri Fransa’da Salman ve Ankara’dalar.

- Deyiş Düvaz bilir misin?

- Bilirim.

- Musahibin var mı kim?

- Yok olmadım.

- Teşekkür ederim, sağol.


Abbasın Yunus

- Yunus Amca sizleri kitabımda tanıtmak için bazı şeyler sormak istiyorum. Dedenin adı nedir?

- Musa

- Yetiştin mi dedene?

- Hayır. Babam ben 4-5 yaşlarındayken ölmüş.

- Babanın adı?

- Abbas, Abbas ka, derler.

- Babanla anın var mı?

- Yok.

- Size kimler derler?

- Molla Ahmetler derler. Hüso Emmim ve bize Ahmet’in Evi derler. (Not: Hüso’nun asıl adı İsmail)

- Doğum ve ölüm tarihi?

- Doğum tarihini bilmem. Öldüğünde 80 yaşında falan vardı.

- Annen kim, kimin kızı?

- Döndü. Köyümüzden Temirevlerinden Yunus kanın kızı. Doğumunu, ölümünü bilmiyoruz yazmıyoruz ki.

- Sen kaç yaşındasın?

- 1943 doğumluyum. Yıl şimdi 2001.

- Hanımın kim, nereli?

- Zekine, Yanıcaklı Setirek’in kızı.

- Hiç eşiniz öldü mü?

- Yok, bir eşim var yaşıyor.

- Çocuklarının isimleri?

- Murat, Müslüme, Haydar,Abbas, Sebiha, Uğur.

- Çocukların neredeler?

- Hepsi Ankara’da.

- Amcaların?

- Mıstılı ve İsmail yani Hüso.

- Dayıların kimler?

- İsmail, Hacı, Abidin.

- Kardeşleriyin adı?

- Ahmet, Musa, Asef, Zörük, Gülteze. Zörük Havudun Duran’ın karısı, Gülteze, Çukurlu’da.

- Başka şehirlere gittin mi?

- Ankara’dan başka yere gitmedim.

- Askerliğin neredeydi?

- Siirt- Pervari’de.

- Köyden başka nerelerde evin var?

- Yok, bir yerde yok.

- Köyde ne görevler yaptın?

- Çobanlık yaptım. Aza oldum, geri istifa ettim.

- Deyiş bilir misin?

- Bilirim.

- Musahibin kim?

- Köyümüzden Hacının Alinin İbiş.

- Çok teşekkür ederim Yunus Emmi.


Havusun Cafer

- Cafer Amca yazmak istediğim köyümüzün kitabına sizden de bahsetmek için bazı soru sormak istiyorum. Dedenin adı nedir?

- Cafar.

- Yetiştin mi?

- Hayır. Dedem, babam küçükken ölmüş.

- Babanın adı?

- Mustafa. Havus derler.

- Babanla önemli bir anın var mı?

- Yok. Babamla iyiydik.

- Analığın var mı?

- Yok sadece annem.

- Babanın doğumu ve ölümü?

- 1341’li idi. 65 yaşında vardı öldüğünde.

- Annen kim, adı nedir?

- Alon kızı, Kiraz. 60 yaşlarındaydı vefat ettiğinde.

- Senin doğumun?

- Ben 1930 doğumluyum.

- Eşinin adı ne ve kimin kızı? Birden fazla eşin var mı?

- Eşim Elif. Yanıcaklı Hümmet’in kızı. İkinci eşim yok.

- Neyle uğraşıyorsun?

- Bağ-Kur’dan emekliyim.

- Amcaların kimler?

- Salman.

- Dayın?

- İbo.

- Kardeşlerin?

- Salman, Arap.

- Oğullarıyın adı?

- Rıza, Hasan, Malik. Biri öğretmen, ötekiler köydeler.

- Köyde görev yaptın mı?

- 8 yıl muhtarlık yaptım. Bir devre de azalık yaptım.

- Başka şehirlere çalışmaya gittin mi?

- Hayır, köydeyim.

- Senin muhtarlığın zamanında mı Kamışlı Köyü güzelleştirme derneği kuruldu? Ben ortaokuldaydım. Kimler kurdu, neler yaptınız?

- Ben muhtardım. Hamza Deden başkan oldu. Ben yardımcı, Abbas’ın oğlu Ahmet vardı. 2 yıl kadar çalıştık. Sonra hiçbir iş yapamadan feshettik.

- Derneğin mal varlığına ne oldu?

- Polise teslim ettik.

- Askerliğin neredeydi?

- Erzurum’da yaptım.

- Deyiş filan bilir misin?

- Bilmem.

- Musahibin var mı, kim?

- Tokunun Veli.

- Teşekkür ederim Cafer Amca.


Müslüm Şahindokuyucu

- Kamışlı köyünün bugüne kadar en genç muhtarı olarak seninle biraz konuşmak istedim. Adın soyadın?

- Müslüm Şahindokuyucu.

- Kimlerdensin?

- Abbasın Asef’in oğluyum.

- Kaç doğumlusun?

- 1966 yılında doğmuşum.

- Bu zamana kadar senin kadar genç yaşta muhtar olan var mı?

- Hayır. En genç muhtar benim.

- Tahsilin nedir?

- İlkokul mezunuyum.

- Nerelere gittin, hangi şehirlere?

- 4-5 yıl Ankara’da ticari taksi kullandım.

- Köy bu yıl, yani 2001 yılında kaç hane?

- 28 hane.

- Telefonsuz, televizyonsuz ev var mı?

- Evet var. Elektriksiz ev yok ama telefonsuz, televizyonsuz ev var.

- Köyün şimdiki konumu nedir? Çiftçilikten malcılığa dönüş mü var, kimler var?

- Belki de öyle. Koyun keçi gibi küçükbaş hayvan yok. Mandıra var, malcılıkla uğraşanlar var. Keçi zaten yasak.

- Kimler mandıracılık yapıyor?

- Müslüm Demirok, ben, Satılmış Şahindokuyucu, İsmail Kamışlı, Cafer Şahindokuyucu, Aslan Şahindokuyucu (Havusun Zaza’nın oğlu).

- Şimdiki azalar kim?

- Satılmış Şahindokuyucu (Çiniğin), Veysal Kamışlı, Rıza Şahindokuyucu (Sadığın). İstifa etti.

- Bekçi kim?

- Hakverdi Temelci.

- Sığır çobanı kim?

- İncesu Köyünden biri. Zaten her evde mal yoktur. Belki ancak 20 hanenin malı vardır.

- Komşu köylerle sorunlar var mı, nelerdir?

- Sadece Körkü ile ufak bir yer için orman problemi var. Hodayası tarafında. Kayıtlar Kamışlı’ya ama Körkü itiraz ediyor. Arada bir keşif geliyor ama Kamışlı kazanıyor.

- Bana 2001 yılında köydeki 28 haneyi sayar mısın?

  1. Asef
  2. Yunus
  3. Satılmış (Çiniğin)
  4. Abidin(Eyübün)
  5. Kinan’ın Ali
  6. Lölon Salman
  7. Anaz (Kavlalinin)
  8. Gazi (Gamidin)
  9. Garip (Yağmurun Alinin)
  10. Fatma Kamışlı
  11. İsmail (Yağmurun Alinin)
  12. Musa Kahyanın Satılmış
  13. Hüseyin (Kazımım)
  14. Bektaş (Fettah)
  15. Müslüm (Alakın)
  16. Mehmet Kamışlı (Aşık Mehmet)
  17. Rıza Şahindokuyucu (Sadığın)
  18. Haydar Şahindokuyucu (Karabıllık)
  19. Arap (Haydar çavuşun)
  20. Cafar (Havusun)
  21. Fadime (Havusun Zaza’nın karısı)
  22. Hüseyin Şahindokuyucu (Çakırın)
  23. Hakverdi Temelci
  24. Halil Temelci (Abidin’in Halil)
  25. Satılmış Bolatbaş (Havutların)
  26. Muslüm Bolatbaş (Havutların)
  27. Veysal Kamışlı (Hocanın)
  28. İbrahim Saklıca (Cullun Bektaşın)

Aşık Mehmet

- Dayıcığım biraz da benim bu kitabı yazmama sebep olan kişi sensin. Çünkü senin bana verdiğin Kamışlı Köyünün yukarı mahallesinin 5-6 nesil yukarıya çıkan soy şeceresini insanlara ulaştırmak istememden ortaya çıktı bu kitap. İnsanlara soy şecerelerini verirken köyden geleneklerimizden vs de bahsedeyim dedim. Kapsam büyüdü genişledi. Sen bu şecereyi nasıl oluşturdun, kimden aldın?

- Ben yetişkin olunca babam Haydar Efendiye falan sormaya başladım. Biz kimleriz, nereden gelmişiz dedim. Bana biraz anlattı babasını dedesini. Baktım yukarı mahalle hep katılıyor birbirine. Ben yazmaya başladım. Sonra ebem anneannem olan Yağmurun Sultan’dan tamamladım. Halilin Hasan denilen Hasan dayımdan yazdım. Gidip Musa Kahya dediğimiz amcama sordum. O akıllı adam idi, eksiklerimi tamamladı. Geri geldim babama, dedikleri doğru diye tasdik ettiler. Öylece soy şeceremiz oluşmuş oldu.

- Çok iyi etmişsin keşke birçok şey yazabilseydin.

- O zamanlar nerede o fırsat, iş, güç, mal, mülk var.

- Şimdi ben sana herkese sorduklarımı değil farklı şeyler soracağım. Sen aşık mısın hoca mısın?

- Babam köyün hocasıydı. Beni de yetiştirdi. Arapça öğretti, dini bilgileri, bütün dini konuları yapabilecek kadar yetiştirdi. Ama ben aşığım. Hocalık lazım olunca yapıyorum.

- Nasıl başladın?

- Babam köyün hocası, bana da illa hoca ol diyor. Bana ders veriyor. Ben sürü peşinde verdiği dersi öğreniyorum. Akşam benden soruyor ama ben aşıklığa hevesleniyorum. Bizim öryayık dediğimiz yayık kırıldı. Onun parçalarından ben kendime saz yaptım gizlice. Ali Amcamın oğlu Hüseyin’le Ali İbon atın kuyruğundan kıl kopardık. Ben dağda öyle deyiş, düvaz öğreniyorum. Sazı eve getirmiyorum. Köye yakın bir yere saklıyorum ama ertesi gün babam beni tam ters yöne gönderiyor. Tabii Hüseyin gidip getiriyor. Mısto edem benim bu hevesimi biliyor. Bana Havutların Duran’dan 2 çinik buğdaya bir saz alıyor. Bizim mahallede saz çalan yok. Öğrensin diye Kalaycı Mustafa gelmiş Sungurlu’dan, saza düzen verdi. Halen babam bilmiyor. Ben sazı samanlığa saklıyorum. Babam yatıp uyuyunca getirip çalıyorum. Geri saklayıp ben de uyuyorum. Böyle bir müddet devam etti. Birgün ben odada saz çalıyorum. Ne kadar geç olduysa babam tuvalete kalkmış. Bakmış odadan saz sesi geliyor. Merak edip gelmiş. Açtı kapıyı, ben saz çalıyorum, »Alhaa,« dedi, »Verin aşığa bir oğlak postu,« dedi, Cemlerde aşıklara oğlak postu veriliyor ya. Daha sonraları babam bana, »Herhalde senin önüne geçemeyeceğim, çal bari,« dedi. Artık açıktan çalmaya başladım. Çalıyorum ama usta yok. Körkülü Nesimi Dede, köyümüzden Tahtacı İsmail bana ayarlamamda filan yardım ediyorlardı. Onlar da iyi çalamıyorlardı ama başka yoktu. Veli Ağa (Cingit Veli) bağlama çalardı. Onun sazını çok getirip çaldım. Torunu İbrahim öğrendi. Sonra askerden gelirken bir saz getirdim. Onu Körkülü Cabat Satılmış’a sattım. Sonraları kendim yaptım. İyi sazlar yaptım.

- Hiç talebe yetiştirdin mi?

- Yok. Köstürün Sülo ile çalıyorduk o da Ankara’ya gitti. İbrahim’le tam uyum sağlayamadık.

- Nerelerde aşıklık yaptın?

- Kendi çevremizdeki köylerde. Şekerhacılı, Körkü, Yanıcak, Esipkıran gibi çevre köylerde. Bir müddet Amasya Şeker Fabrikasında çalıştım. Oradaki cemlerde çaldım. Ankara Çubuk’ta bazı köylerde aşıklık yaptım.

- Ünlü sanatçı ya da Aşıklarla tanıştın mı?

- Yok sadece Aşık Mahzuni Şerif ile birkaç kez muhabbetim oldu. Aşık Hüseyin Çırakman kendi çevremizin aşığı. Yetişme zamanında çok çaldık beraber. Zile’de Çakırçalı Köyünden Solak Murteza ve oğlu Ali Kurt iyi arkadaşımdı ve çok iyi saz çalıyorlardı. Onlarla biraz çaldım.

- Dayıcığım çok teşekkür ederim.

 

İbrahim Saklıca ● Cemden Deyiş